Yusuf Arslan 3 Haziran 2026 tarihinde verilen mahkeme kararıyla CHP Genel Başkanlığına Kemal Kılıçdaroğlu’nun atanmasının ardından, partinin içinde yaşanan bölünme sürüyor. Kılıçdaroğlu’nun basın danışmanı olarak atanan Atakan Sönmez ile ilgili ortaya atılan iddialar yeni bir tartışma başlattı. Sönmez’in Cumhuriyet Gazetesi’nin dijital platformunda çalıştığı dönem içinde ‘zimmetine para geçirme’ suçlamasıyla işten çıkarıldığı ileri sürüldü. Bu çerçevede gazeteci Fatih Altaylı’nın yorumları dikkat çekti. Kılıçdaroğlu’na yönelik sert eleştirileriyle bilinen Altaylı, kişisel web sitesinde Sönmez hakkında ağır ifadeler kullandı.
“SUÇUNU KENDİSİ İFŞA ETTİ” Altaylı’nın yazısında dikkat çeken noktalar şöyle: “Partiye oy vermekten başka bir bağlantısı olmayan, siyasetin kargaşasından uzak olan sıradan CHP’li muhalif seçmenlerle yaptığım görüşmelerde şu sonucu elde ediyorum: ‘Bizi Özgür Özel ve ekibi temsil ediyor. Bizim için ana muhalefet, Özgür Özel’in liderliğindeki partidir. Yeni bir parti kursunlar, mevcut sorunlarla uğraşmaktansa yeni bir başlangıç yapmak daha iyi.’ Bu görüşü savunanların CHP oy verenlerin tümü olduğunu söyleyemem ama en az %60-70 oranında bir seçmen kitlesinin görüşü bu, belki daha fazlası. Kemal Kılıçdaroğlu ve onun destekçilerinin tutumlarından sonra kim, hangi CHP’liye güvenebilir ki?
Necdet Saraç’ın durumu da dikkat çekici. Halk TV’deki tartışma programlarının vazgeçilmezi olan Saraç, iki gün önce butlan kararına ilişkin sert eleştirilerde bulunurken, bir gün sonrasında Kılıçdaroğlu’nun en yakın destekçisi haline geldi. Bu durum, Kılıçdaroğlu’na olan güvenin ne kadar zayıfladığını gösteriyor. Seçmen “CHP’nin içindeki sorunlar” konusunda haklı mı değil mi! Pisliklerin nasıl ayrılacağını kim belirleyecek? Butlan kararlarıyla ilgili Gürsel Tekin de yaşanan rezaleti aktarırken, Kılıçdaroğlu döneminin İstanbul delegeleriyle bir kurultay yapılamayacağını vurguladı. Delegelerin durumu içler acısı: 44’ü tutuklu, 21’i AKP’ye geçmiş, 14’ü ihraç edilmiş, 163 delegenin adı soruşturma dosyasında geçiyor.
Bu kadar çabuk yön değiştiren delegeler, seçmenlerin bile pek yapmadığı bir davranış. Geçmişte Kılıçdaroğlu’nun partisi olan CHP’den, hala aynı AK Parti varlığında geçiş yapmak nasıl bir samimiyettir? Eğer Özgür Özel yönetimini beğenmiyorsanız partiden istifa edip başka bir muhalif partiye geçebilirsiniz ama AK Parti’ye geçmek başka bir durum. Bu, seçmenin güvenini nasıl pekiştirecek? “Bunların savunduğu her şey yalanmış. Allah belanızı versin” demeyecekler mi?
Seçmen bunun farkında ve bu yüzden “Yeni bir parti daha iyi olabilir” diyor. Silivri’de bulunduğum süreçte, CHP lideri Özgür Özel ile bu konuyu birçok kez görüştüm. Ben o dönemde butlan kararının çıkacağına kesin gözüyle bakarken, Özgür Bey bunu olasılık dışı görüyordu. Eğer böyle bir karar çıkarsa yeni bir parti kurmayı düşünmediğini açıkça belirtmişti. “Parti içinde mücadele ederiz. Kurultay talep ederiz. Örgüt artık Kılıçdaroğlu’nu istemiyor. Seçime kalmadan partiyi geri alırız,” düşüncesindeydi.
Kökleri derin olan, manevi ve maddi varlığı güçlü bir partiyi bırakmak kolay değil. Bu, bir anlamda vatandan vazgeçmek olarak algılanabilir. Ancak Kılıçdaroğlu’nun Cumhuriyet’in bir değerine daha ve Atatürk’ün mirasına ihanet etmesine izin vermek de bir vatanseverlik sorusudur. Yine de, CHP seçmeninin gözünde artık güvenilir bir parti değil. İçinde seçmenlerine ve CHP’nin değerlerine her an ihanet etmeye hazır gruplar barındırıyor; ve o grup şu anda iktidarda. Belki daha fazla mücadele edilebilir.
