‘Çok önde durmayarak da bir şeylerin başarılabileceğinin ispatı olabilirim’

Img
Haberlerimizi Google’da Takip Edin

Gelişmelerden anında haberdar olun.

Google’da tercih edilen
kaynak olarak ekleyin

Son günlerde büyük bir koşturmacada. Çekime ekibiyle birlikte geliyor. Yüzünde her daim bir gülümseme var. Hayatını müziğe verip birçok hit çıkarmış birine göre çok mütevazı. Zamanı tersine sarıyor gibi ilk günkü enerjisi devam ediyor. Gökhan Tepe’yle buluşup başlıyoruz muhabbete.

Müzikte geçen 30 sene sana ne hissettiriyor?

Tecrübeli hissettiriyor. Dolu bir 30 seneydi, tamamı güzel içerikler oluşturmak için çalışarak geçti.
O açıdan mutlu ve huzurluyum. 300’e yakın bestem dinleyicimle buluştu. Bunların bir kısmını ben okudum, bir kısmını kıymetli sanatçı arkadaşlarım.

Şimdi aynaya baktığında “Artık kendimi ispatladım” diyen birini mi yoksa hâlâ ispat etmeye çalışan birini mi görüyorsun?

İspat etmek değil ama 30 yılın vermiş olduğu tecrübeyle çok daha güzel içerikler, projeler, şarkılar üretebilme kapasitesinde olduğumu görüyorum. Bu da beni müziğe daha çok bağlıyor. Çünkü belli bir tecrübeye geldikten sonra eserlerinizin aldığı formlar da değişiyor. “Artık bu şarkıyı söylemek istiyorum” diyeceğiniz bir noktaya geliyorsunuz. Dolayısıyla yola daha iştahlı devam ediyorum.

Geçen gün 30 sene önceki ilk kliplerinden ‘Aşk Belası’na rastladım. O klipteki cılız çocuğu görünce ne hissediyorsun?

Duygulanıyorum. Büyük kitlelere kavuşabilme arzusu içerisinde bir çocuktum, 18 yaşımdaydım. Tabii
o yaşta o yüklerin altına girmek, ünlü olmak ve o ünü kaldırmak zordu. Herkesin bocaladığı bir dönem vardır. Ben bocalamamaya gayret gösterdim ve çoğunlukla da başardığımı düşünüyorum ama psikolojik ağırlıkları oldu. O yaşta üne kavuşmak kaldırılabilecek bir psikoloji değil.

Hiç tedavi
gördün mü?

Yok görmedim, işin içinden çıkamıyorum diyeceğim bir noktaya hiç gelmedim. Hep bir cenderenin içinde sürekli çalıştım.

Şöhretin en zor yanı neydi?

O yıllarda herkesin bakışlarının üzerinde olmasının, her yerde insanların seninle fotoğraf çektirmeye çalışmasının sana verdiği bir hava oluyor. Sindirebilmek ve şımarmamak için epey uğraştım. Belli bir süre sonra aslında ünlülüğün vermiş olduğu yükü de taşıyabilecek tecrübeye kavuştum.

Senin hep sinir bozucu derecede bir düzgün duruşun oldu…

Niye sinir bozucu?

İnsan arada tökezler, saçmalar, magazin gündemine düşer… Hep iyi aile çocuğu gibisin. Gerçekten böyle misin, yoksa bunca yıl kendini iyi mi sakladın?

Geçmişte kendime göre hatalarım olmuştur. Genel olarak özel hayatımı asla kameralar önünde yaşamadım, toplumla paylaşmadım. Özel hayatımın özel kalması sadece ikili ilişkilerde değil, her konuda önemliydi. Ben sadece şarkılarım ve konserlerimle buradayım. Bundan dolayı bir adım geride durmuş gibi göründüm, bunun bir maliyeti oldu tabii. Ama ben magazinin önünde olmayı seçseydim onun da bir maliyeti olacaktı. Ben bu maliyeti seçtim.

Hiç pişman olmadın mı?

Hiç olmadım. Bu kişilik meselesi. İyisiyle kötüsüyle o yolu seçtim ve yıllarım öyle geçti. Bugün bulunduğum yerden dolayı da çok memnunum. Çok önde durmayarak da bir şeylerin başarılabileceğinin ispatı olabilirim. Şarkıların, üretebildiklerimin gücüyle var oluyorum.

Hiç sinirlenmez misin?

Her insan gibi benim de damarıma basarsan ben de sesimi yükseltiyorum. İşimde çok disiplinliyim. Bu eskiden daha fazlaydı, yaşla da beraber hafif bir gevşettim oraları. Daha uyum içerisindeyim.

‘Dibi görmeseydim o şarkılar çıkmayacaktı’

Geriye dönüp baktığında “Keşke yapmasaydım” dediğin
şey nedir?

İyisiyle kötüsüyle birçok teklif geldi. Birçok teklifi reddettim. Ama ben içgüdülerimle hareket eden biriyim. Kalbime güveniyorum. Bir teklifi kabul etseydim başka bir kariyer olabilir miydi? Evet. Ama kendimle huzurlu yaşamaya çok takığım. O kafayı yastığa koyarken kendime “Tamam” demem gerekiyor. Yine de mesela bazı şarkılar var ki okumasaydık da olurmuş. Mesela bugün yıllar geçmesine rağmen hâlâ takıldığım ‘Pantolon’ şarkısı var. Ama sahnede hâlâ eğlencesi güzel oluyor. 

Peki, 30 yıl önceki Gökhan’ı bugün görsen ne söylerdin?

Doğru bildiğinden şaşma. İnandığın şeyler uğruna çalışmaya devam et. Daha az üzül. Çünkü birçok şey beni çok üzdü zamanında.

Ne gibi?

Orta halli bir ailenin çocuğuyum. Finans bulamadığım, üretemediğim zamanlar oluyordu. İlk dönemlerde çok eleştirel magazin yazılarıyla karşı karşıya kalıyordum. Aslında hepsi oyunun bir parçasıymış, sonra anladım. Mesela ‘Yürü Yüreğim’ albümünden önce üç sene süren dibe vurduğum finansal bir dönem vardı. Gerçekten bu işi bırakma noktasına kadar geldim diye gerildiğim, üzüldüğüm bir süreçti. Yüzüme kapanan bir sürü kapıdan sonra bir yıl eve kapandım, ‘Yürü Yüreğim’ albümünü çıkardım. O dibi görmeseydim o şarkılar çıkmayacaktı.

‘Sıcacık duyguları biraz unuttuk’

Birçok verdiğin beste var. Kalbinde ayrı yeri olanlar var mı?

Ebru Gündeş’e verdiğim ‘Araftayım’, Funda Arar’a verdiğim ‘Yediverenim’, Ebru Yaşar’a verdiğim ‘Öldüm Sahiden’… Şu anda da bu şarkıları kendi sesimle dinleyiciyle buluşturacağım bir projenin içindeyim. Yaklaşık üç yıldır uğraşıyorum ve sonbaharda çıkacak.

Kaç şarkı olacak?

İlk seride 10 şarkı olacak, en az bir 50 şarkı ayırdım. Arkasından ikincisi, üçüncüsü gelecek. Hepsi akustik. Bu 30’uncu yıl projelerimizden biri. Türkiye’nin birçok bölgesinde konserlerimiz de olacak.

Bir de yeni şarkın ‘Tatlım’ var. Onu nasıl anlatırsın?

Hepimiz zor hayatlar yaşıyoruz, sıcacık duyguları biraz unuttuk gibi bir hisse kapıldım. Bütün şarkı sözleri biraz problem odaklı. Daha pozitif bir şeylerden bahsedelim istedim. Derdi olmayan bir şarkı yaptım. Bu sıcaklık dinleyiciye de geçer ve bunu hissederlerse ne demek istediğimi anlayacaklar. Klibi de Gökçeada’nın renkleriyle çektik.

Bu sene 30’uncu yıl için konser turnen var. Yıllardır da sahnedesin. İyi bir sahnenin sırrı nedir?

Dinleyiciyi anlayabilmek. Ben konserlerimin orta yerinde dinleyicinin enerjisine göre çok rotasyon yaptığımı hatırlarım.

Repertuvarı mı değiştiriyorsun?

Evet, bir futbol müsabakası gibi düşün. Sahnemin başarısının ve devamlılığının sebebi bu rotasyonlar ve dinleyicinin beklentisine yönelik hareket etmem oluyor.

‘Evet, hepsini ben
yaptım ve o zaman yapay zekâ yoktu’

Şu anda müziğe başlasaydın, şarkıların bu kadar popüler olabilir miydi?

Şimdiki konjonktüre ne verebilirdim? Açıkçası tam olarak tartamıyorum. Yeni nesil aranjmanlarda bir şey yapar mıydım? Yapmazdım herhalde. Çünkü benim müzikal kimliğimi onlar temsil etmiyor. Ben o tarafta değilim, hiç olmadım. Yine yapardık güzel bir slow şarkı, şansımızı denerdik.

Şimdi şarkıların akılda kalması da daha zor sanırım…

Zor. Eski dönemin sanatçı sayısını düşün, bir de şimdikini… Her an herkesin kendi firmasını kurup şarkı çıkarabileceği çok rahat bir ortam oluştu. Bizim zamanımızda zordu, şartlar müsait değildi. Stüdyo, yapımcı, beste bulman gerekiyordu. Şimdi yapay zekâ işin içine girince sular biraz bulandı.

Şarkıların viral olmasında TikTok gibi platformların etkisi var. Oraya uygun şarkı yapar mısın?

Bir şarkıyı yalnızca bir platformun dinamiklerine göre üretmem; müzikal kimliğimi korurum. Ancak TikTok’un şarkıları yeni kitlelerle buluşturma gücünü önemsiyorum.

Peki, yapay zekâ işini elinden alır korkusu yaşıyor musun?

Hiç korkutmuyor. Bana kimse “Geçmişteki bu besteyi sen mi yaptın” diyemeyecek. Evet, hepsini ben yaptım ve o zaman yapay zekâ yoktu.

Müzik dünyasında neleri
eleştiriyorsun?

Eleştirmiyorum ama hiç ummadığım, o topa da girmez dediğim arkadaşlarım, yeni aranjmanlarla rap ve trap kafalarına girdi. Biraz kendi olmaktan çıkıp başka bir tarafa oynayanları eleştirmiyorum ama ne gerek vardı dediğim oluyor.

Yeni kuşağa söyleyeceğin bir öğüt olsa ne derdin?

Disiplini elden bırakmayın, çalıştıkça, tecrübelendikçe daha güzel şeyler yapmaya başlıyorsunuz. En önemlisi de
sabrınızı yitirmeyin. Para kazanmak önemli olabilir, ama karakterli duran insan çok daha güzel anılır. Çok para her şeyi beraberinde getirmiyor, karakterli durmak çok daha önemli.

‘Aşkı iki cümleye sığdırmak çok zor’

Bu kadar güzel aşk şarkılarını söyleyen, besteleyen, yazan biri olarak aşkı çözdün mü?

Çözebilene aşkolsun. Zor ve çok güzel bir duygu. Artıları da eksileri de var. Bir an yaşam kaynağı haline gelebiliyor, bir an yaşamını elinden almaya zorlayacak kadar depresyona itebiliyor. Ama büyük bir yaşam kaynağı olduğuna eminim.

Aşkı nasıl tanımlıyorsun?

İki cümleye sığdırmak çok zor ama kalbinin sesini dinle mottosu çok kıymetlidir. Tabii, insan bazı şeylerden çekinebilir, korkabilir. Çünkü aşk, hayatının düzenini değiştirebilecek kuvvette bir duygudur. Her şeyi altüst edebilir. Aşkın içinde kalayım dersen müthiş bir şey kazandırır. Ama muhteşem
bir enerji vereceği gibi insanı gerçekten çok dehlizlere iten
bir hali de olabilir.

10 senedir evlisin. Aşkın hangi halini yaşıyorsun?

Aşkla karışık sevgi halindeyim ve çok mutluyum. Aşka her daim ihtiyacımız var. Bunu çok şükür eşimle paylaşabiliyor olmak mutluluk veriyor.

10 yıldır aynı kişiye âşıksın, bu şarkıları nasıl yazıyorsun?

Son 15 yıldır söz yazarı arkadaşlarımızla çok haşır neşir şarkılar yapıyoruz. Onların bakış açılarıyla benim bestelerim buluşunca ortaya çok güzel bir şey çıktı. Şarkılarımda Şebnem Sungur’un imzası çok var. Hakkı Yalçın, Ayla Çelik var. Kendimce dokunuşlar yapıp biraz daha Gökhan Tepe formuna gittiğim şeyler de oluyor. Mesela son şarkım ‘Tatlım’a ufak bir dokunuş da ben yaptım. 

Nedir ‘Gökhan Tepe formu’ dediğin şey?

Her kelimeyi söylemem. Gündelik ağızda konuşulan cümlelerin şarkı içerisinde geçmesini pek sevmem. Daha şiirsel, edebi bir tarafta olacak.

Baba olmak hayatında neleri değiştirdi?

Oğlum doğduktan sonra kendimi sabırlı zannettiğim tarafın ne kadar zayıf olduğunu, sinirlerimin aslında o kadar kuvvetli olmadığını anladım. Oğlum bana dayanma gücümün sandığımdan çok daha az olduğunu öğretti. O bu yanlarımı tamir etmek için gelmiş hayatıma. İyi ki gelmiş. Son altı yıldır bir nebze olsa sinirlerim daha kuvvetlendi. Tahammül seviyem daha yükseldi. Kalbimde bambaşka bir sevgi penceresi açtı.

yok

Author: Mehmet Kaya